Çekmeköy ,İstanbul Anadolu yakasındaki Alemdağ ormanlarının güneybatı kesiminde bulunan Keçiagılı Tepesi’nin güney yamaçlarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 100 m’dir. Osmanlı dönemi yazılı kaynaklarından tespit ettiğimiz bilgilere göre Çekmeköy ve civarının kuruluşu Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) zamanına kadar dayanmakta ve idari olarak İzmit Sancağın’da bulunmakta idi
Osmanlı dönemi İdari yapılanmasında İstanbul yakası ayrı bir sancak olarak kabul edilmektedir. Bölgenin, Paşa Sancağı olarak Kaptan Paşa tarafından asayişi sağlanmakta idi. Anadolu yakasının, yani Üsküdar ve Beykoz kazalarının asayişi ise İzmir Bey’i tarafından sağlanmakta idi. Osmanlı döneminde, İstanbul’un bir semti sayılan Üsküdar ve Beykoz gibi kazalarla, bağlı köylerin ise Bolu Vilayeti sınırları içerisinde bulunan Kocaeli (İzmit) Sancağı’na bağlı olduğunu görmekteyiz. İstanbul’un Anadolu yakasının İzmit’e bağlı bulunması, Anadolu yakasının Orhan Bey zamanında İzmit Kalesi’yle birlikte fethedilmesi sebebiyle aynı statüyü devam ettirmiş olmasından kaynaklanmakta idi.
Kanuni Sultan Süleyman (M.1520-1566) döneminde hazırlanmış olan Tapu Tahrir Defterine göre; Alemdağ Bölgesinde bulunan köyler Beykoz (Yoros) Kazası’na bağlı bulunmakta idi.
Yine Sultan III. Mehmet (M.1595-1603) döneminde hazırlanmış olan diğer bir Tapu Tahrir Defteri’ne göre ise; Beykoz (Yoros) Kazası’na bağlı bir bölge olan Çekmeköy ve çevresinin 1867 yılına kadar Beykoz (Yoroz) kazasına bağlı iken, bu tarihten itibaren Kartal Kazasına bağlanmış olduğunu görüyoruz. Çekmeköy’ün bu statüsü Cumhuriyet döneminde Üsküdar Kazası’na bağlanana kadar devam etmiştir.
Osmanlı döneminde Çekmeköy bölgesi, bir orman ve çiftlikler beldesi idi. Çekmeköy ve civarının hem oluşmasın da hem de gelişmesinde Atik Valide Sultan Vakfı’nın önemli bir işlevi olmuştur. Atik Valide Sultan’ın Üsküdar’da, Bahçekapı’da ve sair yerlerde bulunan cami ve imaretlerinin odun ihtiyacını karşılamak şartıyla bu bölgeye yerleştirilen insanlar, Alemdağ Vakıf Baltalığı’ndan odun kesip kendi arabalarıyla Üsküdar ve İstanbul’un diğer semtlerinde satmak şartıyla bu bölgeye yerleştirilmişlerdir. Alemdağ civarındaki Atik Valide Sultan Camii ve İmareti’ne bağlı bulunan arazi ve ormanlar, II. Abdülhamit döneminde Sarayın özel hazinesi olan Hazine-i Hassa’ya bağlanmış olup, hazine iadesi tarafından idare olunmakta idi. Alemdağ Ormanları ve civarında bulunan vakıf arazilerinden elde edilen gelirlerle Saray-ı Hümayum ile Üsküdar’da bulunan Atik Valide Sultan Camii ve İmareti’nin muhtelif ihtiyaçları ve odun ihtiyacı karşılanmakta idi. Bölgede bu hizmeti yerine getirmek üzerede “Baltacı” ismi verilen görevliler bulunmakta idi. Baltacılar, kesime gelen odunları kesmekte ve bu odunların bir bölümünü ocaklarda odun kömürü haline getirmekte idiler. Hazır hale gelen kömür ve odunlar, arabalarla Üsküdar’da bulunan vakıf imaretine getirilmekte idi. Arabacılar her sene bu ormanlardan 1500 çeki kadar odunu vakfın imaretine taşımakta idiler.
1845 tarihli temettuat kayıtlarına göre; günümüzde Çekmeköy sınırları içerisinde bulunan Alemdağ Köyü’nün 19 haneye, Sultançiftliği Köyü’nün ise 22 haneye sahip olduğu ve bu köylerde oturan nüfusun tamamının korucu, baltacı, arabacı ve kömürcü olarak geçimlerini bu ormandan sağladıklarını görürüz.
Çekmeköy’ün bir mahallesi konumunda bulunan Alemdağ’ın kuruluş tarihi bazı rivayetler de 300, bazı rivayetlerde ise 500 yıl kadar gerilere gitmektedir. Ancak bununla birlikte köyün kuruluşu; Atik Valide Sultan Vakfı Ormanları ve arazilerinin işletilmesi amacıyla baltacılık göreviyle buraya getirilen Ermeniler’in bölgede meskün hale gelmesiyle gerçekleşmektedir. Vakıf Koru ve Ormanları’nda Baltalık, ormanların kesimi işlerinde Baltacı olarak çalışan Ermeniler’in Hazine-i Hassa idare’sine vermiş oldukları bir dilekçede; “-Bizler 200 – 300 senedir burada ikamet etmekteyiz ” demecinde bulunmuşlardır. Buna göre Alemdağ’a ilk yerleşimin 1700’li yıllarda meydana gelmiş olduğu tahmin edilmektedir. Nitekim Alemdağ’dan söz eden 10 Temmuz 1697 tarihli hükümde de; İstanbul’da Bahçekapısın’daki Valide Sultan Camii Evkaf’ından olan ve Alemdağ’da bulunan çiftliğe ait korudan kereste ve odun kesen bireylerin engellenmesi istenmektedir. Ancak burada kaçak kesim yapan bireylerin kimliği hakkında bir netlik yoktur. Bu belge de bize gösteriyor ki, bu tarihlerde henüz Alemdağ’ın merkezinde meskun bir köy bulunmamakta ve ormanlardan kaçak odun kesme olayı da bu tarihlere kadar gitmektedir.
Yine, 29 Mart 1702 tarihli başka bir hükümde; Atik Valide Sultan Evkafı’ndan Alemdağ’da Sultan Çiftliği’nden başka bölgelere göç eden ahalinin eski yerlerine yerleştirilmeleri emrediliyor. Burada dikkat çekici noktalardan biri de, bu tarihte Alemdağ’ın bitişiğindeki yerin Sultan Çiftliği olarak adlandırılmasıdır.
Bu tarihi belgelerden de anlaşılacağı üzere Çekmeköy ve civarının oluşmasında ve gelişmesinde Atik Valide Sultan Vakfı’nın önemli işlevleri olmuştur. Atik Valide Sultan’ın Üsküdar’da, Bahçekapı’da ve sair yerlerde var olan cami ve imaretlerinin odun ihtiyacını karşılamak koşuluyla bu bölgeye getirilen kişilerin Alemdağ Vakıf Baltalığı’ndan odun kesip kendi araçları ile Üsküdar ve İstanbul’un başka semtlerinde satmak koşulu sonucunda bu bölgeye yerleştirilmişlerdir. Bu durum arşiv belgelerine şu şekilde yansımıştır; Atik Valide Sultan Hazretleri tarafından Üsküdar’da bulunan camii şerif ve imaretlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için vakfedilerek şimdiye kadar icare-i vahideli olarak muhafaza edilen Alemdağ Ormanları’nı korumak ve bu ormanlardan odun keserek kendi araçları ile icarsız olarak imarete taşımak üzere orman sınırları içerisinde, Sultan Çiftliği ve Alemdağ’a Müslüman ve Ermeniler, padişah fermanı ile ikan edilmişlerdir. Bunların bu görevlerini yerine getirmemeleri durumunda bu ormanlardan çıkarılacakları da şart koşulmuştur.”
Bu belgeden de anlaşılacağı gibi Alemdağ Köyü ve civar çiftliklerde meskûn bulunanlar, Atik Valide Sultan’ın Alemdağ Vakıf Ormanları’ndan, bu vakfın Üsküdar’da bulunan imaretleri ve camisi için gerekli olan odunu keserek kendi araçlarıyla götürmek koşulu ile bu orman arazisine yerleştirilmişlerdir. Vakfiyenin koşullarını yerine getirdikleri sürece de bu bölgede ikamet etmişlerdir. Ne zaman ki vakfiyenin koşullarını yerine getirmemiş, görevlerini ihmal etmiş, hatta bu görevleri yapmaya karşı çıkmışlar, işte o zamanda Alemdağ topraklarını ve orman arazilerini terk etmek zorunda kalmışlardır. Ermeniler bu bölgeyi terk ettikten sonra da onların görevlerini yapacak Türk muhacirler buraya yerleştirilmişlerdir. Evkaf Nezareti’nin 25 Eylül 1915 tarihli tezkiresinde “Alemdağ Köyü’nün Valide Sultan Hazretleri’nin İcare-i vahideli evkafından olması nedeniyle vakfedenin şartları gereğince imarete odun nakletmeyi taahhüt edecek muhacirlerden uygun kimselerin iskan edilmesi “ istenmiştir.
Çekmeköy’ün 1845 tarihinde tesadüf eden Temettuat Defteri’ndeki bilgilere göre; köyün 23 hanede yaklaşık 115 nüfusu mevcut idi. Köy ahalisinden Mehmet oğlu Mustafa Köy muhtarlığını, Veli oğlu Mehmet de köy çobanlığını yapmakta idi. Diğer 21 hanede bulunan köy sakinleri ise kömürcülükle ve çiftçilikle geçimlerini sağlamakta idiler. Çiftçilerin yoğun olarak tarla, koruluk ve çalılık işlerinin yanı sıra inek, keçi, öküz gibi hayvancılıkla da iştigal ettikleri yine bu kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Yine Alemdağ bölgesinde Hazine-i hassa’ya ve Osmanlı Paşalarına ait çiftlikler de bulunmakta idi. Bu çiftliklerden bazıları şunlardır; Alemdağ Çiftliği, Avas Ağa Çiftliği, Sultan çiftliği, Hekimbaşı Çiftliği, Cevher Ağa Çiftliği, Kurbağlıdere Çiftliği, Baltacı Çiftliği, Çavuşbaşı Çiftliği, Tokat Çiftliği, ve Serez muhassılı Ahmet Gümüş Efendi Çiftliği.
Çekmeköy’ün cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Üsküdar İlçesi’nin Kısıklı Nahiyesi’ne bağlı olduğu görülmektedir. 1935 yılı nüfus sayımında, köyün nüfusunun 159’u kadın ve 205’i erkek olmakla birlikte toplam 364 kişiyi bulduğunu görürüz. Bu tarihten itibaren on yıl sonra yani 1945 tarihinde yapılan nüfus sayımında Çekmeköy nüfusunun sadece 28 kişilik bir artışla 392 kişiye ulaştığı görülmektedir. 1955 yılında ise 190’ı kadın ve 296’sı erkek olmakla birlikte Çekmeköy’ün toplam nüfusu 486 kişidir. 1958 tarihinde Çekmeköy 72 hane olup, nüfusu ise 171’i erkek ve 249’u kadın olmak üzere toplam 420 kişiye düşmüştür. Bu yıllarda köyde bir cami, 5 sınıflı bir ilkokulu, 3 bakkal ve 4 tane de kahvehane bulunmakta idi.
İsmail Hakkı Konyalı 1958 yılının Çekmeköy’ü ile ilgili şu bilgileri vermektedir: “Çekmeköy’ ün halkı evladı fatihandan’dır. Kırım Harbi’nden sonra 1860’dan itibaren birkaç tane Çerkez-Nogay muhaciri, Osmanlı-Rus harbinden sonra yani tarihimizde 93 harbi olarak geçen 1977-1978 yıllarında ise 10 tane kadar Rumeli muhaciri iskân edilmiştir. Rumeli muhacirlerinin hepsi Lofça’lı olmakla birlikte, Çekmeköy halkının çoğunluğu çiftçidir. Bölgede sanayi ilerlemeye başlamış olduğundan dolayı yeni nesiller fabrika işçiliğini, tarlada çalışmaya tercih etmeye başlamışlardır. Çekmeköy’de birkaç aile hayvancılık ve sağmalcılık işleri ile ilgilenmekte iken 1935-1940 yıllarından itibaren artık bu gibi işler de yapılmaz olmuştur.”
Çekmeköy’ün sosyal ve ekonomik yapısının 1970’li yıllara kadar olağan tarihi seyrinde devam ettiği ve nüfus sayısının 300-400 kişi arasında seyrettiği görülmektedir. Bu yıllarda başlayan sanayileşme ve bu sanayileşmeye paralel olarak yaşanan köyden şehre göç olgusu, Çekmeköy’ün de sosyo-ekonomik durumunu ve doğal yapısını etkilemiştir. Bu tarihlerden itibaren Çekmeköy’ün nüfusu hızlı bir şekilde artmaya başlamış ve gecekondu tarzı yerleşim şekli ile beraber doğal güzellikleri hızla yok edilmiş ve yeşilin en güzel tonlarını barındıran manzarası betonlaşmaya bürünen bir yapıya dönüşmüştür.
Çekmeköy ve çevresinde 1970’li yıllarda artmaya başlayan sanayi ve diğer iş kolları bu bölgeyi cazip hale getirmiş, özellikle İMES ve MODOKO gibi iş yerlerinde çalışan kesimin meskûn oldukları bir yer olmuştur. Yaşanan iç göçe paralel olarak Çekmeköy’ün nüfusu 1990 yılında 13.532 kişiye, 2000 yılında 37.502 kişiye ve 2007 yılında bu sayı yaklaşık iki katına çıkarak 70.683 kişiye ulaşmıştır.
Çekmeköy, 2009 yerel seçimlerinde ilçe olmuştur. 14.800 hektar alan üzerinde kurulu olan Çekmeköy, ilçe olmadan önce 75.423 kişilik bir nüfusa sahip iken, ilçe olduktan sonra Ömerli, Alemdağ ve Taşdelen ilk kademe belediyeleri ve 5 köyün de katılımı ile nüfusu 147.352 kişiye ulaşmıştır.
Şile, Beykoz, Ümraniye ve Sancaktepe ile sınır komşusu olan Çekmeköy’ün 17 mahalle ve 5 köyü bulunmaktadır.
